Balıklar Ne İster?

Perşembe, Aralık 22, 2011 | Kategori: | 1 yorum
Kızıma 2.5 yaşında bir beta balık hediye etmiştik. Hepimizin bildiği büyük bir fanusta Deniz Balık'a tam 2.5 yıl "gözümüz" gibi baktık.
Aslında duyanlar şaşırdı bu kadar yıl yaşadığına.
Yedek fanusa temiz su doldurup bekletiyorduk. 3 günde bir balığımızı pis suyundan alıp temiz sulu fanusa koyduk. Böyle böyle 2.5 yıl geçti. Tatile gideceğimiz zaman kime emanet edeceğiz diye kara kara düşünüyorduk.
Peki 2.5 yıl sonra ne oldu Deniz Balık'a!!!!
Hep fanusun altında yatmaya ve yüzememeye başladı.
Vücudunda da beyaz pullar oluştu, dökülen.
Akvaryumculara sorduğumuzda stresten kaynaklanan bir hastalığa kapıldığını ve ölmek üzere olduğunu öğrendik.
Balıklar da mı stres olur demeyin...
Meğerse bildiğimiz her şey yanlışmış.
1. Suyunu değiştirirken bütün suyu değil de yarısını değiştirmek gerekiyormuş.
2. Bir balık için 45 litre su gerekirmiş. Azı onlara işkence olurmuş. Fanusa koyulan suyu bir düşünsenize!
3. Fanus yuvarlak olduğu için içindeki balık her şeyi ters görürmüş ve bu hiç hoş olmazmış.
4.Çeşme suyu ya da içme suyu hangisini kullanırsanız kullanın mutlaka içine yumuşatan damlalardan damlatmak ve suyu dinlendirmek gerekiyormuş.
5. Sürekli fanustan fanusa alınan balık korkar ve stres olurmuş.
6. Bu da onu hasta edermiş.
Biz artık 120 litrelik su alan büyük bir akvaryum aldık. Artık Denizi'imiz yok ama; Çöpçü'müz, Benekli'miz ve Turuncu'muz var. Bunlara bilinçli bir şekilde "gözümüz" gibi bakıyoruz.
Size de tavsiyem, çocuğunuz için balık almak isterseniz mutlaka akvaryumda bakın.
Devamını oku...

Annelik Ne Demek?

Pazartesi, Kasım 14, 2011 | Kategori: , , | 1 yorum
Bu gün hastayım, ne spor ne iş güç hiç bir şey görmüyor gözüm. Mikroplar vücudumu ele geçirirlerken anladım ama tedbir almadığım için şimdi baş ağrısıyla, öksürükle mücadele ediyorum.
Doğal olarak da televizyon ve internetteyim anlayacağınız.
Sabah programlarının birinde tanıdım Meral Tüzün'ü. Bir kitap yazmış. "Sevginin Son Kanıtı" Konusu; kızına ötanazi yapan bir annenin yaşadıkları. Kendisi yaşamış, 17 yıl savaşmış kızının hastalığıyla. Sonra da onu rahatlatmak, "göndermek" için yaşadığı ülkenin kanunlarıyla. Özetle kızına ötanazi yapmış ve küllerini de denize serpmiş Meral Tüzün. Kitabını alıp okumaya şu anki ruh halim müsait değil fakat, sağlıklı çocuklarına her türlü eziyeti yapan annelere tavsiye ederim. Ya da anne olmaya heveslenenlere...
Biraz önce de; öğretmenini sınıfın içinde av tüfeğiyle vuran 15 yaşında bir kız çocuğunun haberini okudum üzülerek. Annesi çok üzülmüştür eminim, neyse ki öğretmeni ölmemiş, yaralanmış.
Şu anki gençler çok hastalar, psikolojik olarak zor durumdalar. Hepsi öyle. Özel okuldaki de devlet okulundaki de. Öğretmenini vuran kızcağız ne kadar gözünü karartmış ki... Cesaretle tüfeği evden almak, okula getirmek, birine onu doğrultmak normal bir genç kızın yapabileceği şeyler değil.
Çocuklarımızı ne zorluklarla büyütüyoruz, kendimizi unuturcasına fedakarlıklarla...
Üşümesin, hasta olmasın, ateşlenmesin diye gözünün içine bakıyoruz.
Büyüdüğünde ise neler yapabileceğini, başına neler geleceğini bilmiyoruz.
Annelik her şeye katlanmak demek...
Devamını oku...

Satı Kadın

Perşembe, Kasım 10, 2011 | Kategori: | 1 yorum
Atatürk'ü özlemle anıyoruz, arıyoruz. Erken gitmiş aramızdan...
Bugün Ata'nın olağan bir gününü aktarmak istiyorum.
Çocukluğumun geçtiği Kazan'dan yetişmiş Satı Kadın'ı siz tanıyor musunuz?
Meclisin ilk kadın millet vekili...


  • Ankara'da yakıcı bir yaz günü idi. Atatürk beraberinde arkadaşları ve yaverleri olduğu halde Kızılcahamam'a giderken Kazan Köyü yakınlarında durmuş ve otomobilinden inmişti. Köyün kadını, genci, yaşlısı, ihtiyarı köylerin içinden geçen, köşede duran bu yabancı konukları görünce hep beraber koşuştular. Kimi su getirdi, kimi ayran, bunlardan biri, güğümünden aktardığı soğuk ayranı Ata'ya uzattı:

"Bir soğuk ayran içer misiniz?" dedi.
Bu çorak iklimin kavurduğu yüzünde bronzlaşmış Türk kadının en bariz ifadelerini taşıyan, bir Türk anası idi. Böğrüne sıkıştırdığı kundağı biraz daha bastırdıktan sonra, sağ elindeki ayran bardağını uzattı, bekledi. Ata'sı, ayranı kana kana içmiş ve bir an durakladıktan sonra ona;
"Senin kocan kim?" diye sormuştu.
Köylü kadını, yüzü tunçlaşmış, elleri nasırlı bir Türk anası idi; Ankara'nın kendine has şivesi ile kocasının Sakarya harbinde boğazından yaralanmış bir cengaver olduğunu söyledi. Ata bir soru daha sordu :
"Ne zaman doğdun?"
"1919'da Atatürk Samsun'a çıktığı zaman doğdum."
Ata, bir an düşündü. Yıl 1934 idi. Kadının bu ifadesine göre 15 yaşında olması lazım gelirdi. Halbuki karşısındaki kadın 25 yaşlarında görünüyordu; tekrar sordu:
"Nasıl olur?"
Evet, nasıl olurdu. Bu Satı kadın hiç tereddütsüz, o her zamanki nüktedan haliyle ve memleketin işgal altında geçirdiği acı yılları ima ederek:
"Evet Paşam, ondan evvel yaşamıyordum ki!"
Bu espiri Ata'yı bir hayli düşündürdü. Ayrılırken yaverine kadının ismini ve adresini not ettirdi. Daha sonra biz, Satı kadını Büyük Millet Meclisi'ne giren ilk kadın milletvekili olarak görmekteyiz.
Devamını oku...

Kızım Biliyor musun...?

Cumartesi, Kasım 05, 2011 | Kategori: , | 1 yorum
Kızım biliyor musun, son bir aydır ülkemizde olup bitenleri anlamak mümkün değil. Artık anlayamadığımız çok şey yaşıyoruz. Hiç yere şehitler verdik, acılarını tüm anneler içinde hissetti. Kendi evladı gibi herkes televizyon karşısında ağladı. "Hiç yere olduğu için"...Savaşta şehit düşseler neyse...Peki savaş değilse niye şehit diyorsunuz diyeceksin. Haklısın ama bu karışıklığı sana anlatamam...
Hemen sonrasında Van'daki deprem. Göçük altında kalanları deprem değil, güçlendirilmemiş binalar öldürdü. Bak bunu da anlatamam sana. Deprem vergilerinin nerelere gittiğini, binaların neden öyle kötü yapıldığını anlatamam....
Biliyorsun sonra Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayamadık. Deprem oldu, şehitlerimiz var kutlama olmayacak dendi. Halbuki şehitlerimiz için kutlanmalıydı, tek yürek olarak. Bütün dünyaya göstere göstere...
Hele bir de 13 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz edenlerin ceza görmemesi...
İyiki şu anda bunları anlayacak yaşta değilsin...
Yarın Kurban Bayramı. Umarım bu bayramda herkes sevdikleriyle huzurlu bir bayram geçirir.
Devamını oku...

Temmuz'dan Ekim'e Kadar Kayboldum.

Pazartesi, Ekim 17, 2011 | Kategori: | 2 yorum
Geçen kış Ela'nın çok hastalanması, işimdeki talihsizlikler, benim ameliyatım derken biraz kaybolmak bana iyi geldi. Sadece hayati işleri yaptım, yaz dönemi boyunca kızımla evdeydik. O'nun deyimiyle gezdik, tozduk kız kıza takıldık.
Özetle yazı evde geçirdik, Eylül ayı boyunca tatil yaptık. Önce Ankara sonra Antalya Belek, Kalkan ve Bilecik Bozüyük.
Bu zamana kadar yaşadıklarımızdan sizin için iki tavsiyem var.

  • Birincisi çocuğunuzun okulunu sık sık kontrol edin. Veli toplantıları yoksa bile siz en az 15 günde bir okula gidin, biraz vakit geçirin. Ben öyle yapamadığım için okulda patlayan pis su borusundan ve tadilattan hiç haberim olmadı. Tesadüfen Ela'nın bir şeyler anlatmasından anladım. Ama çok geçti. Ela iki kez ağır Rota virüsüne yakalandı. Malesef bu okulun hatasıydı ve ben müdahale edemedim.
  • İkincisi Antalya Belek'teki Club Asteria'ya sakın gitmeyin. Verdiğiniz paranın karşılığını almıyorsunuz. Sadece yemekleri harikaydı, onun dışında odalar, hizmet, temizlik vasattı.
Şimdi ise kızım okuluna başladı. Ben de serbest iç mimarlık yapmaya. 
Devamını oku...

Güneş, Doğa ve Bizim Çocuklar

Cuma, Temmuz 08, 2011 | Kategori: , | 2 yorum
20 gündür Ankara'dayım.
Annemin evinin inşaatı ile uğraşmak ve kötü komşuyla mücadele etmek dışında, herşey harika.
Ustaların inadı, komşunun terbiyesizliği bizi biraz stres yaptı ama, İstanbul'da para verip yapabildiğimiz faaliyetleri burada kapının önüne çıkarak yapabiliyor olmak rahatlatıcı. Siz Batıkentliler bunun kıymetini bilin.
Yol kenarına dut dikmişler, Öyle de lezzetli ki ! Kızlarla hergün ters dut ağacının altına giriyor ve elimiz kolumuz mor olana kadar yiyoruz...
Ankara günleri bitmek üzere, Acaba Ankaralı blogger'cıları toplantısı falan var mı?
Devamını oku...

Anneler Günü

Pazar, Mayıs 08, 2011 | Kategori: , | 1 yorum
Bugün kızım hasta diye hiç bir şey gözümde değil.
Ama hepinizin anneler gününü kutlarım. Sağlık ve mutlulukla...
Devamını oku...

Fatih’in Çarşamba Pazarı

Perşembe, Nisan 14, 2011 | Kategori: | 1 yorum

pazarBir Ankaralı olarak dün gittiğim Çarşamba Pazarı’nı ağzım açık bir vaziyette dolaştım. Ankara’da böyle nimetler yok ne yazık!

Kayın validemin çoktandır bahsettiği pazara ancak dün fırsat bulup gittik. Biz Mecidiyeköy’den Yenibosna otobüslerine bindik. İMÇ çarşılarının ilk durağından bir sonraki durakta indik. Yani İMÇ’nin karşı tarafındaki sokaklarında diyebiliriz.

Bu pazarın benim için en önemli özelliği “parça kumaş” satılması. Parça kumaş, perde, kurdela, lastik, ip….

Saat 10’da başladık, 13.30’a kadar gezdik de gezdik. Ben sürekli “aaaaaa…” “aaaaaa…ne güzeelll” demekten kendimi alamadım. 1 TL’ye çok güzel kumaşlar aldım. Değerlendirdiğimde sizinle paylaşacağım. Bu sürede sadece parça kumaşları gezebildiğimizi; hazır giysi satılan, sebze meyve satılan bölümlere gidemediğimizi söylemek isterim. Eğer Fatih’deki Çarşamba Pazarı’na gitmek isterseniz sabahtan yollara düşmenizi tavsiye ederim. Ankaralılara ise İstanbul gezi yerlerine Çarşamba günlerinde Çarşamba Pazarı’nı ziyaret etmelerini öneririm…

Ankaralı arkadaşlarımın siparişleri varsa almaktan mutluluk duyarım…Çünkü haftaya bir kez daha gideceğim Gülümseme

Devamını oku...

Nostaljik Resimler Yaratmak!

Perşembe, Nisan 14, 2011 | Kategori: , | 1 yorum

IMG_0017-pola01Bu ayki PC Net Dergisi’nde bedava indirebileceğimiz bazı yazılımların adresleri var. Bunlardan bir kaçını sizinle de paylaşmak istedim.

Birisi, resimlerinizi nostaljik poloroid fotoğraflara dönüştüren bir program.

Bilgisayarınıza kolayca indirebilyor ve hemen işlemlere başlayabiliyorsunuz.

Ek olarak başka hiç bir program indirmenize gerek yok.

Ben hemen bir deneme yaptım bile Gülümseme

IMG_0017Bu da resmin orjinali. Daha karıştırdıkça neler çıkar neler.

Tavsiye ediyorum.

www.poladroid.net

www.pcnet.com.tr

Devamını oku...

Doğum Günü Elbisesi

Çarşamba, Nisan 06, 2011 | Kategori: | 5 yorum

IMG_0848Bu da kızımın sürpriz olarak diktiğim doğum günü elbisesi.

Her diktiğim bir öncekinden daha iyi oluyor. Dikiş kalitesi bakımından yani.

Sanırım bu işi kıvırdım :)

Kızım 4 yaşını bitirdi, 5’e girdi. Bu ne zaman oldu, “aşktan bahsetme” seviyesine ne zaman geldik hiç anlamadım!!!! Gülümseme

Devamını oku...
[ Ana Sayfa ] [ Önceki Kayıtlar ]
 

Annelerin Günlüğü Copyright © 2009 Cookiez is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template